0 342 211 99 00

Tıbbi Birimler

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Nedir?

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon; Kas iskelet ve sinir sistemiyle ilgili hastalıklarda AĞRI, HAREKET KISITLILIĞI gibi 2 ana sorunun çözümünü sağlar. Gerek bel,boyun,diz,omuz,dirsek gibi ağrısı olan hastalarda,gerekse beyin kanaması geçirilmiş, ortopedik ameliyat,kaza,doğumsal anomali vb. nedenlerle hareket kısıtlıkları ve yürüme sorunlarında, hastanın durumuna göre, ısıtıcı ajanlar, egzersizler , yüksek ve alçak frekanslı elektirik akımları gibi fiziksel tıp yöntemlerini kullanarak, hem fiziksel kapasiteye en üst seviyeye çıkarmayı,hem de ağrı , tutukluk ve benzeri yakınmaları gidererek yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlayan bir bilim dalıdır.

Fizik Tedavinin Yan Etkileri Var Mıdır?

Fizik Tedavi, genel olarak ele alındığında yan etkilerinin olmadığı ve görülmediği bir tedavi yöntemidir.

Fizik Tedavi Seansları Devam Ederken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Hastanın rahatsızlığına göre değişik tedaviler uygulanmasıyla birlikte her seans ortalama 1 saat sürmekle beraber 30 seanstan oluşmaktadır. Seanslara haftada bir gün ara verilerek aralıksız uygulanması tedavinin başarısını etkileyen en önemli unsurdur.

Fizik tedavi ağrılı bir tedavi yöntemi değildir. Ancak bazı hastalarda tedavinin ilk günlerinde ağrılarında artış görülebilmektedir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda doktorunuzu bilgilendiriniz.

Fizik tedavi, cilde doğrudan temas eden cihazlarla uygulandığından terleme oranını artıracaktır. Yanınızda el havlusu getirmeniz size yardımcı olabilir. Tedavi sırasında ter atarak sıvı kaybı oluşacağından sıvı tüketimi bol miktarda yapılmalıdır.

Kimlere Uygulanır?

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon polikliniğimizde muayene edilip tanısı konmuş hastalarımıza, uzman hekim ve fizyoterapistler eşliğinde gerekli tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümü cerrahi bölümler ile cerrahi öncesi ve sonrası hasta konforu için destek uygulamalarda bulunduğu gibi Ortopedi ve Travmatoloji, Beyin ve Sinir Cerrahi bölümleri iş birliği halinde çalışmaktadır. İnmeli hastalarda nörolojik rehabilitasyon programları uygulanmaktadır.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümümüzde Tedavi Edilebilen Hastalıklar 

Artrozlar (Eklem Kireçlenmeleri)
Osteoporoz (Kemik Erimesi)
İnmeler (Felçli Hastalıklar)
Omurilik Yaralanmaları
Kas Ağrı Sendromları
Ankilozan Spondilit
Romatoid Artrit
Serebral Palsi
Fibromiyalji
Spondiloz (Boyun-Bel Kireçlenmeleri)
Gonartroz (Diz Kireçlenmesi)
Kas-Tendon Yaralanmaları
El ve Ayaklarda Uyuşma
Bel ve Boyun Fıtıkları
Yaygın Kas Ağrıları

Polikliniğimizde Fizik Tedavi Dışında Yapılan Uygulamalar Nelerdir?

Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümümüzde ayrıca, eklem içi enjeksiyon tedavisi, tetik nokta enjeksiyonu, kinezyotape, PRP,  ESWT ( topuk dikeni, tenisçi ve golfçü dirseği, kalsifiye omuz ağrısı ) uygulamaları yapılmaktadır.

Lenfödem

Lenfödem lenf sıvısının vücudun farklı kısımlarında aşırı birikmesine bağlı cilt ve doku değişikliklerine yol açan kronik bir hastalıktır. Lenfödeme bağlı şişlikler kollar, bacaklar, genital bölge, yüz, boyun, göğüs duvarı ve ağız içerisinde olabilmektedir.

Topografik olarak yüzeyel ve derin şeklinde lenfatik sistem ikiye ayrılır. Yüzeyel lenfatikler deri ve subkutis alanları; derin lenfatikler kas, eklem, tendon ve sinir drenajlarını sağlar.

Lenfödem belirtileri arasında kol, bacak, el ve ayaklarda şişlik, eklem hareket açıklığında kısıtlılık, ciltte renk değişikliği, ağrı, kol veya bacaklarda ağırlık hissi bulunmaktadır.

Lenfödem doğuştan veya genetik olabileceği gibi daha sonra oluşan travma, ameliyat veya tıkanmaya bağlı gelişebilmektedir. Doğuştan birincil lenfödem çok nadir olmakla birlikte ikincil yani sonradan gelişen lenfödem daha sık görülmektedir. Özellikle her 5 kadından birinde meme cerrahisi sonrasında lenfödem oluşabilmektedir.

Hastalığın başangıç devrelerinde genel ödem ile karıştırılabilmektedir. Fakat lenfödem diüretik tedavi ve elevasyona yeterli yanıt vermez. Hastalık ilerledikçe deride kalınlaşma ve lenfödemde organize ile sertleşme görülmektedir.

Lenfödem hastalığının kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, doğru teşhis ve tedavi ile kötüleşmesi ve potansiyel komplikasyonlara yol açması engellenebilmektedir.  Dekonjestif lenfödem tedavisi, manuel lenf drenajı, kompresyon, cilt bakımından oluşan konzervatif ve dirençli seçilmiş vakalarda cerrahi yöntemlerle tedavisi sağlanmaktadır.

 

PRP

Platelet Rich Plasma (PRP) hastanın kendi tam kanından elde edilen, santrifuj ile yüksek platelet yoğunluğuna sahip bir kan ürünüdür. Plateletler diğer adıyla trombositler sitokin, kemokin, membran proteinleri, metabolitler, büyüme faktörleri gibi 800'e yakın protein ve molekül ihtiva ederler. Kan pıhtılaşması ve kanama kontrolünün yanında yeniden yapılandırma, tamir ve anti-inflamatuar etkilere sahiptir.

PRP kas iskelet problemleri ve osteoartrit (kireçlenme) tedavilerinde kullanılmaktadır. Osteoartrit rahatsızlığına bağlı ortaya çıkan ağrı, hareket kısıtlılığı ve tutukluğun iyileşmesinde etkilidir. Tedaviden sonraki bir yıl ve daha uzun sürede etkinliği devam edebilmektedir.

PRP hastanın kendi kanından hazırlandığından iyi tolere edilir ve belirgin bir komplikasyonu yoktur.

 

Hiperhidrosis (Aşırı Terleme)

Hiperhidrosis ter bezlerinin aşırı miktarda ter üretmesi ile seyreden bir durumdur. Palmo-plantar (el ve ayak tabanı) ve aksilla (koltuk altı) bölgesinin aşırı terlemesi hastalarda sosyal ve profesyonel hayatta sıkıntı ve zorluklara yol açar.

Ter bezleri bu hastalarda yapısal olarak normal olmakla birlikte stres ve duygusal baskı anlarında aşırı ter üretimi ortaya çıkar. Terleme aslında bilinçten bağımsız olarak termoregulasyonla kontrol edilir. Serebral korteksten uyarılan ve emosyonel uyarılara karşı hipotalamik hipersensitivitenin varlığı aşırı terleme hastalarındaki ana problem olduğu düşünülmektedir.

Aşırı terleme bozukluğu klinik tanısı kolaylıkla konabilmektedir. Teşhis sonrasında tedavi seçenekleri arasında iyontoforez, botulinum toxin enjeksiyonu, topikal aluminyum chloride (ülkemizde kullanımı yok), sistemik antikolinerjikler ve benzodiazepinler (yan etki profilinin yüksekliği nedeniyle tercih edilmemekte) bulunmaktadır.

İyontoforez tedavisi 1952 yılından beri etkinliği kanıtlanmış, güvenli ve görece pahalı olmayan bir tedavi seçeneği olarak aşırı terleme rahatsızlığının tedavisinde kullanılmaktadır. İyontoforez ter bezi gözeneklerinde hiperkeratoz oluşturup ter akışı ve sekresyonunu azaltmaktadır. Aralıksız 10 seanslık tedavi sonrasında başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Hamile ve kalp pili (pacemaker) kullanan hastalarda da güvenle uygulanabilmektedir. Aşırı yoğun hastalarda 3-4 hafta içerisinde tedavi tekrarı gerekebilmektedir. Profesyonel uygulamalarda belirgin bir yan etki profili yoktur.

 

Botulinum toxin (Botox) aşırı terleme rahatsızlığında uygulanan etkili ve güvenli diğer bir tedavi seçeneğidir. Botox kas sinir kavşağından asetilkolin salınımını inhibe edip ter bezlerinin postganglionik sempatik inervasyonunu etkilemektedir. Enjeksiyon sonrası bir hafta içerisinde etki görülmeye başlamaktadır. Etki süresi 4 ay ile 13 ay arasında değişmektedir. Uzun dönem fayda için enjeksiyonlar düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır. İşlem ağrılı olabilmektedir.